Bugün bazı siyasi çevrelerin geçmişte attıkları adımları unutarak yeniden “milliyetçi cephe” söylemleri üzerinden siyaset üretmeye çalıştığını görüyoruz.
Buradan açıkça ifade etmek isterim:
“Milliyetçilik, seçimden seçime kullanılan bir slogan değildir. Milliyetçilik; dün söylediğini bugün inkâr etmemek, milletin huzurunu siyasi hesapların üzerinde tutmak ve Türkiye'nin bekası söz konusu olduğunda samimi ve tutarlı bir duruş sergilemektir.”
Dün hangi ittifakların içerisinde yer aldığınızı, hangi siyasi aktörlerle aynı zeminde buluştuğunuzu, hangi seçim stratejilerini uyguladığınızı millet unutmaz. Nitekim Zafer Partisi'nin kendi açıklamasında da 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Kemal Kılıçdaroğlu'nun desteklenmesine yönelik CHP ile bir protokol imzalandığı açıkça ifade edilmiştir.
Bugün ise aynı siyasi anlayışın çıkıp kendisini “milliyetçi cephe”nin adresi gibi sunması karşısında sormak gerekir:
Milliyetçilik yalnızca seçim meydanlarında söylenecek bir kelime midir?
Milliyetçilik; dün başka siyasi hesapların içerisinde yer alıp bugün geçmişi yok saymak değildir.
Milliyetçilik; Türk milletinin birlik ve beraberliğini, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin bekasını, bayrağımızı, vatanımızı ve milli iradeyi her türlü siyasi hesabın üzerinde tutmaktır.
Bizim itirazımız herhangi bir siyasi partinin Türk milliyetçiliği kavramını kullanmasına değildir. Bizim itirazımız, milliyetçiliğin siyasi ihtiyaçlara göre giyilip çıkarılan bir gömlek haline getirilmesinedir.
Ülkücülük; makam, mevki, sandalye veya seçim hesabı üzerinden tarif edilemez. Ülkücülük, zor zamanda belli olur. Ülkücülük, rüzgârın yönüne göre taraf değiştirmek değil; milletin ve devletin yanında dimdik durabilmektir.
Biz, Türkiye'nin güçlü ve bağımsız bir devlet olarak yoluna devam etmesini savunuyoruz. Terörsüz Türkiye hedefini savunuyoruz. Türk milletinin kardeşliğini, devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü savunuyoruz.
Kimse milliyetçiliği kendi siyasi reklamının malzemesi haline getirmesin.
Türkiye'de milliyetçilik adına konuşan herkesin önce kendi siyasi geçmişiyle yüzleşmesi gerekir. Dün yapılan ittifakları, verilen destekleri, imzalanan protokolleri ve seçim dönemindeki siyasi tercihleri milletin hafızasından silmeye kimsenin gücü yetmez.
Milliyetçilik iddiasında bulunan herkes, önce samimiyet sınavından geçmelidir. Çünkü Türk milleti artık siyasi sloganlardan çok icraat, tutarlılık ve güven istemektedir.
Ülkücü İşçiler Derneği olarak bizim tarafımız bellidir. Bizim tarafımız Türk milletidir. Bizim tarafımız Türkiye Cumhuriyeti Devleti'dir. Bizim tarafımız milli birlik ve beraberliktir.
Siyasi hesaplar değişebilir.
İttifaklar kurulabilir, bozulabilir.
Seçim stratejileri değişebilir.
Ancak devlet ve millet söz konusu olduğunda bizim tavrımız değişmez.
Bu nedenle bugün “milliyetçi cephe” diyerek ortaya çıkanlara tavsiyemiz şudur:
Önce geçmişteki siyasi tercihlerinizle milletimizin karşısına çıkın. Sonra bugün söylediğiniz sözlerin ne kadar samimi olduğunu millet değerlendirsin.
“Milliyetçilik, geçmişi unutturacak bir propaganda cümlesi değildir. Milliyetçilik; bedel ödemeyi, sorumluluk almayı, devletin yanında durmayı ve gerektiğinde kendi siyasi çıkarlarından vazgeçebilmeyi gerektirir.”
Biz, ülkücü hareketin değerlerini günlük siyasi hesaplara kurban ettirmeyeceğiz.
Bizim mücadelemiz koltuk mücadelesi değil, Türkiye mücadelesidir.
Bizim hedefimiz makam değil, güçlü Türkiye'dir.
Bizim anlayışımız günü kurtarmak değil, gelecek nesillere güçlü bir Türkiye bırakmaktır.
ÜLKÜCÜ İŞÇİLER DERNEĞİ GENEL BAŞKANI
“Türk Milleti, Türkiye’nin Geleceğidir.”